Öğrenciye Dokunan Öğretmen Olmak

Hepimiz öğrenci olduk. Hepimizin öğretmeni oldu. İşte, bu içeriğimde: Öğrenciye dokunan öğretmen olmak nasıl olur.? Bu konu üzerinde durmak istiyorum. 5 dk


Öğrenciye dokunan öğretmen olmak

Öğrenciye dokunan öğretmen olmak konusunu kendi bakış açımdan anlatmak, elimden geldiğince de farkındalık oluşturmak istiyorum.

Öğretmen sınıfa girmeden önce öğrencilerin gönlüne girmelidir.”

Hepimiz öğrenci olduk. Hepimizin bir çok öğretmeni oldu. Olumlu ya da olumsuz anlamda belirli yaşanmışlıklarımız sonucunda edindiğimiz tecrübelerimiz var. Ben öğrenciye dokunan öğretmen olmak konusunu bizzat kendi yaşadığım olaylar ile ele almak ve anlatmak istiyorum.

Öğrenciye Dokunan Öğretmen Olmak, Ne Demek?

Öğretmenlik, bir etkileme mesleğidir. Öğretmenlik, sadece bir şeyleri öğretme işi değildir. Artık günümüzde iki artı ikinin dört olduğunu insanlar bir şekilde öğrenecektir. Çünkü bilgi her yerde olduğundan bilgiye ulaşma son derece kolaylaştı.

Öğretmenlerin öğrenciler ve bulundukları çevre üzerinde bıraktığı etkiden dolayı toplumda çok fazla duyduğumuz belli başlı cümleleri hatırlayın. “Okuldan ziyade öğretmen daha önemli,” “Öğretmenlik en kutsal meslektir,” “Herkes öğretmen olmamalı,” gibi gibi…

Her şeyi öğretmene bağlamak çok doğru değil. Bütün sorumluluğu öğretmene atmak öğretmenlere haksızlık olur.

Ancak öğretmen, değişime giden yolda yaşadığı alan ve karşısındakiler için en önemli faktörlerden birisidir. Öğretmen, bir teknik direktör gibidir. Hangi oyuncunun neyi eksik, hangi oyuncunun yetenekleri ne bunları bilmesi gerekir. Birlirse oyuncuya doğru becerileri kazandırabilir ve bilirse oyuncuyu doğru mevkide oynatabilir.

Ben bu ülkenin çoğunluk kesimi gibi resmi okullarda eğitim hayatıma başladım. İnanın ilkokul bitirene kadar yaklaşık on kadar öğretmen değiştirdim. İlkokulu böyle geçirmiş bir çocuğun ortaokulu nasıl olabilir.? Hadi, tahmin edin.

Tahmin edebildiğinizi düşünüyorum. Çünkü, çok kafa yormayı gerektiren bir soru değil. Ortaokul benim son derece pasif olduğum. Akademik anlamda başarılı olamadığım, hayalleri bırakın bulunduğu anın bile farkında olamadığım bir dönemdi.

Size daha komik bir anımdan bahsedeyim.

Seçtiğim liseye gitme sebebim. Kuzenimin orada olması diyebilirim. “Yüzünüzde ki tebessümü görebiliyorum.”

Kuzenimin o okulda olmasından dolayı gittiğim okulda elektronik bölümündeydim. Benimle hiç alakası olmayan bir bölümdü nitekim, benim ile ilgili bir bölüm olmadığını birinci dönemin sonunda aldığım karne ile daha net anladım. Karnede tam on üç dersin on biri zayıftı.

Hayatımın seyri lise birinci sınıfın ilk dönemin sonu itibariyle ufak ufak dokunuşlarla değişmeye başladı. İlk dönem aldığım karneyi eve götürdüm. Annem sordu: “Ne yaptın oğlum karne nasıl” diye. Bende karneyi gösterdim ve bende gerçeği söyledim.

Annemin hayati dokunuşu beni birazda olsa kendime getirdi. Karne ile ilgili annem: “Hayat senin sen bilirsin” dedi. Ben şok!!!

Ara tatilin ardından ikinci dönem başladı. Atölye şefi, sınıf öğretmenimiz sınıf başkanı seçimi yapmak istedi. Sınıf başkanı seçilecek sınıfı hayal edin. İnanılmaz herkes seçim için el kaldırıyor. Yukarıda ifade etmeye çalıştım. Ben okulda genel anlamda pasif, birazda silik biri olduğumdan öyle sağ sola bakıp duruyorum.

İşte, hayatıma en güzel dokunuşlardan birisi oldu. Öğrenciye dokunan öğretmen olmak cümlesinin tam karşılığı oldu. Sınıf başkanlığı için el kaldıran arkadaşların arasından bir ses yükseldi. Bu sınıf öğretmenimizin sesiydi. Bunu neden bu şekilde anlatıyorum. Anlatırken dahi yaşıyorum. Benim için çok önemli bir andı.

Beni el hareketiyle herkese göstererek “arkadaşlar, sınıf başkanı yusuf oldu. Başkan yardımcısı seçebiliriz.” Resmen ben şok. Çok şaşırdım. İnanılmaz heyecanlandım. Elim ayağıma dolaştı. Bırakın sınıf başkanı olmayı, sınıf öğretmenimin benim adımı bildiğinden dahi haberim yoktu.

Beni ben yapan, özgüvenimi bir miktarda olsa yerine getiren, benimde sınıfta olduğumu bana hatırlatan bu değerli insan, benim gözümde öğrenciye dokunan öğretmen olmak konu başlığını direkt karşılıyor.

Artık üzerimde büyük bir sorumluluk vardı. Neden mi? Şöyle:

Birinci dönem aldığım karnede on bir zayıf olmasına rağmen annemin “Hayat senin sen bilirsin” demesi ve sınıf öğretmenin hayatıma inanılmaz dokunuşu üzerime büyük bir sorumluluk yükledi. Bana bir değer verildi. Benim, verilen bu değer karşısında duyarsız kalmam mümkün değildi. Nitekim, ikinci dönemin sonunda yani lise birinci sınıfın sonunda karnede hiç zayıf yoktu. Sınıfı geçtim.

Bu sürecin benim bugünkü yaşamımda da dahi çok önemli bir yeri var. Bundan dolayı anaokulu, ilkokul, ortaokul kademe fark etmeksizin öğrenciye dokunan öğretmen olmak bakış açısını geliştirdiğimizde bir çok çocuk, bir çok öğrencinin hayatında inanılmaz değişimler ortaya çıkar.

Size bu durumun tam tersi yaşadığım bir hikayemden daha bahsedeyim.

Benim lise bir bitti. Lise ikiye geçtim. O arada yaz döneminde görme kaybı başladı. Buraları hızlı geçiyorum. Çünkü anlatmak istediğim konu dağılsın istemiyorum. Görme engelli birisinin elektronik bölümünde okuması çok zor olduğundan o dönem ki tabir ile düz liseye geçiş yaptım.

Eşit ağrılık bölümündeyim. Analitik geometri dersi var. Bende görme engelli olduğumdan dolayı analitik geometri dersinin şekilli sorularından muaf olmam gerekiyor. Bir türlü muaf olamıyorum.

Lise iki bitti, lise üçe geçtim halen o dersi veremiyorum. Hoca taktı. Annemler görme engelli olduğuma dair rapor götürüyor. Hocayla konuşuyor. Bir türlü olmuyor. Hocanın bana söylediği tek bir şey var. Trajikomik!

Hocaya diyorum ki hocam sizin sınavlarda sorduğunuz soruyu görmem lazım. Görmediğimden yapamıyorum. Ayrıca bu durum Milli Eğitim Bakanlığı Yönetmeliği ile de muaf sayılmamı gerekiyor. Hocanın bana söylediği “sen teneffüste kızlarla geziyorsun. Derse gelince görmüyorum. Diyorsun.”

İşte, öğrenciye dokunan öğretmen olmak zihniyetine tam karşı bir kafada bir öğretmen diyebilirim. Bu öğretmen okuldan tayinimi çıktıydı, emeklimi olduydu tam hatırlayamıyorum. Sonuç olarak okuldan bir şekilde gitmişti. Bende ondan sonra geçebilmiş ve okulu bitirebilmiştim.

Kısaca öğretmen olmak kolay iş değil. Sadece okulunu okumak yetmez.

Yusuf TOKMUÇ-Kariyer ve Gelişim Blogumda: Öğrenciye Dokunan Öğretmen Olmak konusunu anlatmaya çalıştım. İçeriği beğendiyseniz daha fazla kişiye ulaşması için paylaşmayı, içeriğe katkı sunmak isterseniz de aşağıda yer alan yorum bölümüne fikir ve görüşlerinizi bırakmayı unutmayın.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Kızgın Kızgın
2
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
Beğen Beğen
3
Beğen
İlginç İlginç
0
İlginç
Bilgilendirici Bilgilendirici
4
Bilgilendirici
Beğenmedim Beğenmedim
0
Beğenmedim
Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Yusuf TOKMUÇ
Sürekli Gelişim Aşığı, Eğitmen, Danışman ve Koç

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir